Osmanlı Kültürü

Osmanlı'nın İhtişamını Yansıtan Padişah Türbeleri

  • #


Yazı: Mutia Soylu

600 yılı aşkın bir süre varlığını sürdüren ihtişamlı Osmanlı Devleti’ni yöneten 36 padişah, üç Osmanlı şehrinde medfun. Padişahlardan 6’sının türbesi Bursa’da, 1’inin bir zamanlar Osmanlı toprağı olan Suriye Şam’da, 29’unun türbesi de yedi tepeli şehir İstanbul’da bulunuyor. Bizans’ın Konstantinopolis’i, Osmanlı’nın İslambol’unun en önemli simgelerinden biri olan Ayasofya, 5 padişahın ebedi istirahatgâhı. Ayasofya’nın avlusundaki 2. Selim Türbesi için, “Osmanlı türbe mimarisinin şahikası” diyen Ayasofya Müze Müdürü Hayrullah Cengiz, İstanbul’daki padişah türbelerini anlattı.

Dünya mimarlık tarihinin bugüne dek ayakta kalmış en önemli yapıtlarından Ayasofya’nın yüzlerce yıla tanıklık etmiş bahçesindeyiz. Ne Hıristiyanlığın simgelerini ne de camiye dönüştürüldükten sonra mimariye eklenen İslami sanat unsurlarını görmek için buradayız… İstanbul’un en önemli simgelerinden biri olan, nice mimari yapıya esin kaynağı bu tarihi yapıya, içerisindeki türbeleri ziyaret için geldik. Bu satırları okurken birçoğunuzun, “Ayasofya’da türbe mi varmış, hem de padişah türbesi!..” dediğini duyar gibiyiz. Oysa, Kanuni Sultan Süleyman’dan olma, Hürrem’den doğma 2. Selim’in, nam-ı diğer Sarı Selim’in de türbesi var bu heybetli yapının bahçesinde, onun Nurbanu Sultan’dan doğma oğlu 3. Murat’ın da. Tarihe 19 kardeşini öldürerek tahtı garantileyen padişah olarak geçen Sultan 3. Mehmet Han’ın türbesi de burada. Diğerlerini yazının devamına saklayalım…

Çoğumuzun aklında, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin ardından camiye dönüştürülen mimari harikası bu yapının, sadece ibadethane olarak kullanıldığı bilgisi vardır.

Oysa Roma İmparatoru Justinyen tarafından yaptırılan ve 916 yılı kilise, 480 yılı da cami olmak üzere neredeyse 1400 yıl süreyle ibadete açık kalan dünyanın bu tek mabedi, Osmanlı ile birlikte bir cami olmanın ötesine geçmiştir.

Tarihçi Murat Bardakçı, “Ayasofya’daki türbelerin tam dört asırlık esrarı” başlıklı makalesinde, “Ayasofya dendiğinde aklımıza ilk önce, Bizans’tan kalan ve dünyanın en muazzam yapılarından olan bin küsur senelik ibadethane gelir. … Osmanlı’nın Ayasofya’sı cami olmaktan çok daha ötede bir kimliğe sahiptir. Çevresine inşa edilen bir medrese ile okulların yanı sıra vakıf ve imaret gibi diğer müesseseleriyle beraber devletin önemli bir kurumudur ve Ayasofya’nın imamları, Osmanlı protokolünün ön sıralarındadır.” diyor. Bardakçı aynı makalede, Ayasofya’nın pek bilinmeyen bir özelliğine vurgu yaparak, “Avlusuna 16. ve 17. yüzyıllarda inşa edilmiş ama elli seneden fazla bir zamandan bu yana ziyarete kapalı olan dört ayrı türbe ile bir ‘hanedan mezarlığı’dır.” diye nitelendiriyor bu ihtişamlı yapıyı.

Ayasofya’daki İlk Padişah Türbesi 2. Selim’in

Ayasofya Camii’nin avlusundaki üç türbe ile Ayasofya’nın kilise olduğu dönemlerde yeni doğan çocukların vaftiz edildiği, sonradan dönüştürülen kısımdaki iki türbede toplam beş Osmanlı padişahı yatıyor. Türbeleri ziyaret etmeden önce, hâlâ aydınlatılamamış onca sırrı barındıran Ayasofya’daki padişah türbeleri ve İstanbul’daki diğer padişah türbeleri hakkındaki görüşlerini almak üzere Ayasofya Müze Müdürü Hayrullah Cengiz’e konuk oluyoruz. Kendisinin daha önce de İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü yapmış olmasının, bizim için şans olduğunu belirtip, söyleşimize geçelim istiyoruz.


Cengiz, Osmanlı Devleti’ni yöneten 36 padişahtan 6.'sının, Bursa’da defnedildiğini belirtiyor ilk olarak. Osman Gazi, Orhan Gazi, Murad Hüdâvendigâr, Yıldırım Bayezid Han, Çelebi Mehmed Han ve 2. Murad Han’ın, kendi isimleriyle anılan türbelerde medfun olduklarını ifade ediyor. Tarih bilgilerimizden, son padişah Sultan Vahidettin’in türbesinin ise Suriye Şam’daki Süleymaniye Külliyesi’nde olduğunu hatırlıyoruz.

İstanbul sınırları içerisinde bulunan Osmanlı padişah türbelerini anlatmadan önce, Ayasofya’daki türbeler hakkında bilgi alalım istiyoruz. Sultan 2. Selim, Sultan 3. Murad, Sultan 3. Mehmed, Sultan 1. Mustafa ve Sultan İbrahim’in Ayasofya’da medfun Osmanlı sultanları olduğunu söylüyor. Belirttiğine göre Sultan 2. Selim Türbesi, Ayasofya’da yapılan ilk türbe, ancak İstanbul’daki beşinci padişah türbesi. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu 2. Selim’in, neden Ayasofya’ya defnedildiğini öğrenmek istiyoruz. 2. Selim’e kadar Osmanlı padişahları kendi külliyelerinde yatıyormuş. Hem külliyesinin Edirne’de (Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi) olması -ki Bursa’dan sonra Osmanlı sultanlarının İstanbul’da defnedilmesi gelenek haline gelmişti- hem de ömrünün son demlerinde Ayasofya’ya duyduğu ilgi sebebiyle 2. Selim kendi külliyesine değil, Ayasofya’ya defnedilmiş. “2. Selim hayattayken, Ayasofya’daki incelemelerinde bakıyor ki, burada ciddi bir yapı sorunu var, onarıma ihtiyaç var. Bunun üzerine Mimar Sinan’ı, Ayasofya’nın onarımıyla görevlendiriyor. Yaklaşık 3-3,5 yıl kadar devam ediyor bu onarımlar. Tabii kendisinin ömrü vefa etmiyor 2. Selim Han’ın. Onarımlar, oğlu 3. Murat döneminde bitiyor ancak.” diyor Ayasofya Müzesi Müdürü.

Bu vesileyle Osmanlı sultanlarıyla ilgili defin olgusuna da değinelim istiyoruz. Orta Asya’dan gelen kültürümüzün devamı olarak Osmanlı padişahları vefat ettiğinde, türbe inşa edilmeden önce bir hakan çadırı kuruluyormuş. Türbe inşa edilene kadar hakan bu çadıra defnedilir, taziyeler burada alınır, ziyaretler buraya yapılırmış. Daha sora türbe inşaatı başlar, kubbe yapılmaya başlandığı anda taziye çadırı sökülür ve padişah oraya defnedilirmiş.

“2. Selim’in Türbesi Osmanlı Türbe Mimarisinin Şahikası”

Hayrullah Cengiz, Sultan 2. Selim Türbesi için, “Benim nazarımda Osmanlı türbe mimarisinin şahikasıdır.” diyor. Ayrıca türbenin Ayasofya’yı Türk yapan unsurlardan biri olduğunu vurguluyor. Mimar Sinan’ın ikinci defa bu türbede çift kubbe tekniğini kullandığını da belirterek, şöyle anlatıyor türbeyi; “Giriş kapısının her iki yanında çini panolar mevcuttur. Merkez kubbe sekiz sütuna oturur. Kubbe, köşelerde ayrıca tromplarla yükselir. Kasnakla birlikte üç sıra halindeki pencereler, içeriyi rengârenk bir ışık seline boğar. Sütunlar küçük kemerlerle, tıpkı Kanuni Sultan Süleyman Türbesi’nde olduğu gibi beden duvarlarına bağlanır. Böylelikle sekizgen planlı bir orta mekân ve bunu kuşatan kare planlı bir galeri elde edilmiştir. Muhteşem çini kuşak yazısında Bakara Sûresi’nden âyetler, aslan göğüslerindeki ve kubbedeki yazı ve nakışlarla büyük bir uyum içerisinde karşımıza çıkar. Türbenin güney kenarında daha çok erken dönem türbelerinde gördüğümüz oldukça sade ve sathi mermer mihrap yer alır.”

Türbede padişah olarak sadece Sultan 2. Selim Han’ın medfun olduğunu, yanı sıra onun şehzadeleri, kızları, hasekisi (Nurbanu Sultan) ve diğer hanedan mensuplarıyla beraber 41 sandukanın bulunduğunu belirttikten sonra 2. Selim türbesiyle ilgili bir başka ilki de şöyle anlatıyor; “Bu türbede ilk defa bir padişah eşi sultanın yanında kendisine yer bulur. Nurbanu Sultan’ın kabri hemen 2. Selim’in yanındadır. Bu bir ilktir.” Osmanlı’da bütün sultan ve hanedan türbelerinde, o dönemin büyük ustalarının görev aldığını söyleyerek, “Padişah türbelerine baktığınızda, dönemin en büyük ustalarının orada ortak bir iş yaptığını görürsünüz. O günkü sanatın zirvesi orada yansır. 2. Selim Türbesi, aynı zamanda Mimar Sinan’ın da yaptığı en son hanedan türbesidir. Ustalığının zirvede olduğu bir dönemde yapılmıştır bu türbe. Bir rivayete göre; ‘Çıraklık eserim Şehzadebaşı, kalfalık eserim Süleymaniye, ustalık eserim Selimiye’ der, Sinan. Sultan 2. Selim Türbesi’ni de, Mimar Sinan’ın bir ustalık türbe eseri olarak görüyorum ben. Onun için Osmanlı padişah türbeleri arasında bir şahika olarak ifade ediyorum bunu.” diye konuşuyor.

Türbelerde Sinan’ın Talebelerinin İmzası Var

Sultan 3. Murat Türbesi, Ayasofya’daki ikinci padişah türbesi. İnşasında Mimar Sinan’ın talebeleri Davut Ağa ve Dalgıç Ahmet Ağa görev almış. Ayasofya’daki türbelere baktığımızda Mimar Sinan ve talebelerinin eserleriyle karşı karşıya geliyoruz esasında. Mimar Sinan’ın ne kadar büyük ustalar yetiştirdiğinin birer göstergesi her biri. Sultan 2. Selim’in Nurbanu Sultan’dan olan oğlu Sultan 3. Murat’ın türbesinde de yine çinisinden kündekârisine, kalemişinden hat yazılarına, oradaki ustalık gerektiren işlerin hepsinde o dönemin en büyük ustaları emek vermiş. Türbeyi, 3. Murad Han’ın vefatından sonra oğlu Sultan 3. Mehmed, 1599 yılında yaptırmış. Mimarlığını önce Davud Ağa, onun vefatı üzerine de başmimar olan Dalgıç Ahmed Ağa üstlenmiş.

Türbenin kapısının iki yanında muhteşem çini panolar dikkat çekiyor. Ahşap kündekâri kapıdaki sedef ve fildişi kakmaların, türbenin inşasını tamamlayan Mimar Dalgıç Ahmed Ağa’ya ait olduğunu öğreniyoruz. Türbenin iç mekânında, alt pencerelerin aralarına değişik çini panolar yerleştirilmiş. Üst kısımda ise tepelik desenli çinilerin taçlandırdığı ayet kuşağı yer alıyor. Beyaz renkli sülüs hat ile Maide Sûresi’nin tamamı yazılmış bu kuşağa.


Kubbeye geçişte ise celi sülüs hat ile merkeze doğru istiflenmiş bulunan Esma-i Hüsna’nın tamamını görüyoruz. Kubbe de yine muhteşem bir istifle Fatiha Sûresi’yle bezenmiş. Türbede padişah olarak sadece Sultan 3. Murad Han’ın medfun olduğunu görüyoruz. Onun dışında hasekisi ile birlikte hanedandan toplam elli kişi daha yatıyor türbede.

Ayasofya’da türbesi bulunan bir diğer Osmanlı padişahı ise Sultan 3. Mehmet Han. Müze Müdürü, Osmanlı’nın yönetim kaidelerinde önemli bir yeri olan şehzadelerin sancağa gönderilmesi geleneğinin, Sultan 3. Mehmet Han’la birlikte son bulduğu bilgisini de paylaşıyor bizimle. Ardından Ayasofya Camii avlusunda türbesi bulunan üçüncü Osmanlı padişahı Sultan 3. Mehmed Han’ın, aynı zamanda İstanbul’da adına türbe yaptırılan yedinci padişah olduğunu ifade ediyor.

Anlattığına göre Sultan 3. Mehmed Han’ın türbesi, oğlu Sultan 1. Ahmed Han tarafından Dalgıç Ahmed Ağa’ya 1608-1609 yıllarında yaptırılmış. Mimar Dalgıç Ahmed Ağa, bu türbede sekizgen bir plan ve çift kubbeyi tercih etmiş. İç kubbe de yine sekiz sütun üzerine oturtulmuş. Türbenin iç kısmında, pencerelerin üstünde lacivert bir zemin üzerinde beyaz celi sülüs hatla bezenmiş çini bir kuşak dikkat çekiyor. Hattat Mehmed’e ait olan bu celi sülüs hattın, padişah türbeleri içinde hattat imzası taşıyan en eski kuşak yazısı olduğunu da belirtelim.

Eski Vaftizhane Şimdi Padişah Türbesi

Ayasofya Müzesi Müdürü Hayrullah Cengiz, restorasyon çalışmaları 2009 yılında tamamlanan türbelerden en ilginç olanına getiriyor sözü. Anlatacağı türbe, Sultan 1. Mustafa ile Sultan İbrahim Han’ın yan yana yattığı türbe. Türbeye çevrilen bu yapının, İstanbul’un fethinden önce Ayasofya’nın vaftizhanesi olduğunu öğreniyoruz. Fetihten sonra ise kandil yağlarının saklandığı bir depo olarak kullanılmış burası. Sultan 1. Mustafa’nın 1639 yılında vefatı üzerine başlatılan türbe çalışmaları sırasında yapılan kazılarda, büyük bir vaftiz teknesi bulunmuş. Vaftiz teknesinin akıbetini ise “Osmanlı’nın Hıristiyanlık eserlerini yağma etmek gibi bir anlayışı olmadığından tekne de tahrip edilmeden türbe alanının hemen dışına çıkarılmış. Aynı anlayışı, vaftiz teknesinin taşındığı alanda bulunan lahitte de görüyoruz. Lahit tahrip edilmeyip, kullanım yoluna gidilmiş. Alt kısmına iki suyolu açılarak, abdest teknesine dönüştürülmüş lahit.” sözleriyle anlatıyor.

Ayasofya’nın kilise olduğu dönemlerde vaftizhane olarak kullanılan, fetihle beraber de kandil yağlarının depo edildiği yapı aynı zamanda, 1648 yılında vefat eden Sultan İbrahim Han’ın da ebedi istirahatgâhı. Bizans’ın vaftizhanesi, Osmanlı’nın kandil yağı deposu olan bu devşirme yapı, Ayasofya’daki öteki sultan türbelerinden çok farklı. Türbeyi, Hayrullah Cengiz’in refakatinde gezerken fark ediyoruz ki, kubbe bölümündeki sade kalemişi bezemeler hariç, gösterişten, Osmanlı’nın ihtişamından son derece uzak burası. Türbede padişahlarla birlikte toplam 19 sanduka olduğunu öğreniyoruz, ecdadın ruhuna Fatiha okuyup ayrılmamızdan evvel.

Sağanak yağmurun eşlik ettiği o gün Ayasofya’daki tüm türbeleri ziyaret ettikten sonra yeniden Ayasofya Müzesi Müdürü Hayrullah Cengiz’in makamına geçiyoruz. Çaylarımızı yudumlarken anlatmaya devam ediyor. Ayasofya’daki türbelerin dönemlerinin sanat anlayışını yansıtan özelliklere sahip olduğuna değiniyor. “16. yüzyılın son çeyreği veya 17. yüzyılın ilk çeyreğine ait sanat ve mimari anlayışını öğrenmek isteyen biri, hiç yorulmadan, hepsini bir arada görmek istiyorsa Ayasofya’ya gelsin. Bütün büyük ustaların, ustalıklarını üst düzeyde sergiledikleri eserleri görebilirsiniz bu türbelerde.”

İstanbul’daki İlk Padişah Türbesi Fatih’in

Ayasofya Camii’ndeki padişah türbelerini, hem refakatinde ziyaret edip hem de her biri hakkında bilgi aldıktan sonra geçiyoruz İstanbul’daki diğer padişah türbelerine. Yedi tepeli bu şehirdeki ilk padişah türbesinin, Bizans’ın elindeki Konstantinopolis’i fethedip İstanbul yapan Fatih Sultan Mehmed Han’a ait olduğunu biliyoruz. Sultan Fatih’in 1481 yılında vefatından sonra mezarının üzerine türbesi yapılmış, ancak 1766’daki büyük İstanbul depreminde yıkılmış. Fatih Camii’nin kıble tarafında bulunan türbe, Sultan 3. Mustafa Han tarafından Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya yeniden inşa ettirilmiş. Yuvarlak kemerli kapısının üstünde Besmele-i Şerif bulunan türbenin iç kısmında dönemin usta hattatı Yesâri Esad Efendi’nin elinden çıkma celi ta’lik kitabede, saçağın 1784’te Sultan 1. Abdülhamid tarafından yaptırıldığı yazılı. Fatih Sultan Mehmed’in türbesinde pencerelerin üstünde yine meşhur hattat Abdülfettah Efendi’nin eseri olan Fetih Suresi’nin ilk beş ayetinin yer aldığını öğreniyoruz. Sultan Mehmet Han’ın türbede tek başına yattığını da hatırlatalım.

Yağmurlu bir günde Ayasofya’ya yaptığımız ziyaretten sonra bahardan kalma, güneşli güzel bir başka günde de, Hayrullah Cengiz’in bahsettiği türbeleri, -en azından bir kısmını- bir de yerinde görelim istiyoruz. İlk durağımız Fatih Camii… Talihsizlik ki, restorasyon çalışmaları için ziyarete kapalı olduğundan Fatih Sultan Mehmed’in türbesini gezemiyoruz, ancak gelmişken caminin zengin haziresini ziyaret edelim, burada medfun olanların ruhuna Fatiha okuyalım diyoruz. Kimler yok ki İstanbul’un bu en büyük haziresinde… Sultan Mehmet’in hanımı Gülbahar Hatun’dan Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’ya, Sadrazam Abdurrahman Nureddin Paşa’dan Vezir Abidin Paşa’ya, meşhur hattatlar Mustafa İzzet Efendi’den Sami Efendi’ye, âlim Manastırlı İsmail Hakkı Efendi’ye kadar pek çok ismin ebedi istirahatgâhı burası. Duamızı edip, hazireden ayrılıyoruz.

İstanbul’da yapılan ikinci padişah türbesi, Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Sultan 2. Beyazıt Han’a ait. Türbe, Beyazıt’ın, vefatından önce 1505 yılında yaptırdığı Beyazıt Camii’nin kıble tarafında yer alıyor. Türbe, 2. Beyazıt Han’ın oğlu Yavuz Sultan Selim Han tarafından 1513’te Mimar Hayrettin’e inşa ettirilmiş. Sekiz kenarlı ve önünde mermer sütunlar üzerinde bir saçağa sahip olan türbenin içindeki ahşap kanatlı pencerelerin üst kısımları ayetler, hadisler, dualar ve kelâm-ı kibarlar ile bezeli. 2. Beyazıt’ın tek başına yattığı türbe, 1894 İstanbul depreminden sonra onarım görmüş. Onarımlarda türbenin bezemelerine siyah renkteki rokoko süslemeler ilave edilmiş. Sultan 2. Bayezid Han’ın sandukası üzerindeki puşidede, türbede medfun sultanın adı, tahtta kaldığı süre ve vefat tarihi işli.

Muhteşem Süleyman’ın İhtişamlı Türbesi

Geliyoruz İstanbul’da türbesi olan üçüncü Osmanlı padişahına. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1522 yılında yaptırılan Yavuz Sultan Selim Han’ın türbesi, fetihle İslambol olan Bizans’ın Konstantinopolis’inde Fatih Sultan Mehmet Han ve 2. Beyazıt’tan türbelerinden sonra inşa edilen üçüncü padişah türbesi.

Bugün Fatih’te Haliç’e bakan dik yamacın üzerine kurulu olan Yavuz Selim Camii’nin kıble tarafında yer alıyor türbe. Mısır seferiyle halifelik unvanını payitahta getiren Yavuz Sultan Selim Han’ın türbesi, Azerbaycan asıllı mimar Acem Ali’ye yaptırılmış. Türbenin giriş kapısının iki yanındaki sarı,
yeşil, mavi renkli çini panolar dikkat çekiyor. İhtişamlı kündekâri cümle kapısından içeriye girildiğinde türbenin iç süsleme bakımından zenginliği göze çarpıyor. Fatih Sultan Mehmed ve 2. Beyazıt gibi Yavuz Sultan Selim Han da türbede tek başına yatıyor.

Osmanlı sultanlarının 31.’si olan Sultan Abdülmecid Han’ın türbesi de Yavuz Sultan Selim Han’ın türbesinin yanında yer alıyor. Sağlığında kendisinin inşa ettirdiği türbenin mimarı, kesin olmayan bilgilere göre, Dolmabahçe Sarayı’nın da mimarı olan Garabet Balyan. Türbe, sekiz kenarlı, kasnaklı ve kubbeli olarak inşa edilmiş.

Yedi cihana hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı ve 89. İslam halifesi, Batı’nın ‘Muhteşem’, Doğu’nun ise yönetimdeki tavrından ötürü ‘Kanuni’ dediği 1. Sultan Süleyman Han’ın türbesine geliyor sıra. Osmanlı padişahları arasında hem en uzun süre tahtta kalan hem de en çok sefere çıkan hükümdar olan Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesi, hayattayken yaptırdığı Süleymaniye Camii’nin bahçesinde yer alıyor. Hüküm sürdüğü dönemde Osmanlı’ya “altın çağı”nı yaşatan Kanuni’nin türbesi, oğlu 2. Selim Han tarafından yaptırılmış. Türbe, Süleymaniye Camii’nin de mimarı olan Mimar Sinan’ın eseri.

Sekizgen planlı, kesme taştan inşa edilmiş olan türbe, etrafını çepeçevre dolanan revakı ve içte sekiz sütuna oturan iç kubbesiyle o güne kadar yapılmış olan türbelerden hayli farklı olduğu görülüyor. Revak, her cephede renkli beş sütun üzerine kurulu. Türbe giriş kapısının üzerindeki saçağın altında, Hacer-ül Esved’in bir parçası yer alıyor. Hac ibadetini yerine getirmek üzere mübarek topraklara giden her Müslüman’ın bir kez olsun dokunabilmek istediği kutsal taştan kopan parçalardan 5’inin daha Türkiye’de bulunduğunu hatırlatmadan geçmeyelim. Bunlardan 4’ü, Sokollu Mehmed Paşa Camii’nde, diğeri de Edirne Eski Cami’de bulunuyor.

Türbeyi ziyaret ederken ahşap kündekâri kapı kanatlarındaki fildişi bezemeler dikkatimizi çekiyor. Üst kısmında Kelime-i Tevhid yazılı olan kapıdan içeri adım attığımızda ise gözümüze ilk çiniler ve kubbe kısmındaki vitraylar çarpıyor. Kanuni Sultan Süleyman, âdeta bir gök kubbeyi andıran bu yapının altında 20. Osmanlı padişahı Sultan 2. Süleyman ve 21. Osmanlı padişahı Sultan 2. Ahmed Han ile birlikte yatıyor.

Su ve Çocuk Seslerinin Kuşattığı Padişah Türbesi

İstanbul’daki Osmanlı padişah türbelerinin çoğu Tarihi Yarımada’da yer alıyor. Yukarıdaki satırlarda kısa bilgilerini verdiğimiz Ayasofya Müzesi’ndeki 5 padişah ile Fatih, 2. Beyazıt, Kanuni, Yavuz Selim, 2. Ahmed türbelerinin yanı sıra Eyüp Sultan Camii yakınındaki Sultan Reşat’ın türbesi hariç, İstanbul’daki padişah türbelerinin hepsi Tarihi Yarımada sınırları içerisinde bulunuyor. Yeri gelmişken, Ayasofya Müzesi Müdürü’nün, Sultan Reşat’ın türbesiyle ilgili neler söylediğine değinelim. “Sur dışında yatan tek padişahımız.” diyor Sultan Reşat için Ayasofya Müzesi Müdürü Hayrullah Cengiz. Padişahın bir Eyüp Sultan ziyareti esnasında beğendiği yere yapılan türbe, yine kendisinin isteği üzerine pek sevdiği su ve çocuk sesleriyle kuşatılmış.

İstanbul’da inşa edilen son padişah türbesi olma özelliğine sahip türbe, Mimar Kemaleddin tarafından Neo-Klasik üslupta, 1913-14 yıllarında yapılmış. Osmanlı türbe yapısının 16. asır üslubundan ilham aldığı görülen türbede Sultan Reşat Han, başkadını ve oğluyla beraber yatıyor.

Tarihi Yarımada’daki diğer padişah türbeleriyle devam edelim. Kanuni’nin türbesini ziyaret ettiğimiz o bahardan kalma güneşli günde, Eminönü Yeni Cami civarındaki padişah türbelerini de gezelim, birer Fatiha da orada yatan ecdadın ruhlarına gönderelim istiyoruz. Maalesef yine restorasyon engeliyle karşılaşıyoruz. Ziyaretimiz sırasında onarımda olan türbelerde Sultan 4. Mehmet, Sultan 3. Ahmet, Sultan 2. Mustafa, Sultan 1. Mahmut, 3. Osman, 3. Mustafa yatıyor.

Bu altı padişahın türbesinin, Hatice Turhan Valide Sultan’ın türbesi bünyesinde olduğunu anlatan Hayrullah Cengiz, Turhan Sultan’la ilgili de şu bilgileri paylaşıyor bizimle; “Sultan Dördüncü Mehmed’in annesi olan Hatice Turhan Valide Sultan, hayatı boyunca Osmanlı Devleti tarihinde çok müstesna bir yer edinmiştir. Devletin selâmet ve bekası hususunda haris olan bu yaman ve hamiyetli kadın efendi, 68 yıl sonra bitirilen Valide Camii/Yeni Cami’nin yapımını bitirtmekle kalmamış, bir külliye halinde tamamlatmış ve pek haklı olarak, bir köşesine de kendisi için bir türbe inşa ettirmiştir. Külliyenin de mimarı olan Mustafa Ağa’nın yaptığı türbe, Türkiye’nin ve dolayısıyla İstanbul’un en büyük türbesidir.”

Hatice Turhan Valide Sultan’ın türbesine içeriden bağlantılı ve bu türbeye ek olarak yapılmış olan Havatin Türbesi’nde ise hanedana mensup on yedi kişi ile beraber Sultan 5. Murad Han’ın yattığını da sözlerine ekliyor.

Osmanlı’nın 14. padişahı olan ve 28 yaşında vefat eden Sultan Birinci Ahmed Han’ın türbesi ise bugün İstanbul’a gelen yerli ve yabancı turistlerin uğramadan geçmediği Sultanahmet Camii ve Külliyesi’nin Ayasofya’ya bakan cephesinde yer aldığını da hatırlatıyor. Sultan 1. Mustafa’nın, külliyenin de mimarı olan Sedefkâr Mehmed Ağa’ya inşa ettirmeye başladığı türbeyi, Sultan 1. Ahmed’in oğlu Sultan İkinci Osman (Genç Osman) 1619’da tamamlatmış. Türbede padişah olarak Sultan 1. Ahmed, Sultan 2. Osman ve Sultan 4. Murad medfun.

Divanyolu’nun Zengin Hazireli Türbesinde Üç Padişah

Çemberlitaş Divanyolu üzerindeki Sultan 2. Mahmut Türbesi’nde ise 2. Mahmut’la beraber iki padişah daha yatıyor. 17 metre çapındaki bir kubbeyle örtülü olan türbede Sultan Abdülaziz ve Sultan 2. Abdülhamit de medfun. Beyaz rengin hâkim olduğu türbenin içerisindeki diğer 15 sanduka da sultan eşlerine ve çocuklarına ait. Sultan 2. Mahmut Türbesi’nin yanında bulunan avlu, 1861 yılında hazireye dönüştürülmüş. Türbe içi hat yazıları, meşhur hattat Mustafa Rakım Efendi’nin talebesi Mehmed Haşim Efendi’nin elinden çıkmış.

Hayrullah Cengiz’in bu türbe için de, “Kitabelerdeki metin Ziver Paşa’ya, hat ise Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi’nindir. Kubbenin hemen altında kuşak yazı olarak yeşil zemin üzerine altın yaldızlı celî sülüs hatla yine Mülk Sûresi’nin tamamı yer almıştır. Türbede cephelere aplike edilmiş stilize bitkisel motifler ve armalar mevcuttur. Bu armalar yalnız bu türbeye mahsus olup başka

bir padişah türbesinde rastlanılmamaktadır.” bilgilendirmesinde bulunuyor. Bir başka hatırlatma da yazıyı kaleme aldığımız tarihlerde restorasyonu süren türbenin haziresi hakkında. Fatih Camii’nin haziresi gibi burada da her biri devrinin önemli pek çok şahsiyetin kabri bulunuyor. İttihat Terakki’nin kurucusu İshak Sukûti’den tutun da Hattat Abdülfettah Efendi’ye, Sait Halim Paşa’ya, Muallim Naci’ye, Atâ Bey’e kadar birçok önemli şahsiyet, ebedi yolculuklarında Osmanlı sultanlarına yoldaşlık ediyor.

1. Abdülhamit, 3. Selim ve 4. Mustafa, Tarihi Yarımada’da medfun diğer Osmanlı padişahları. Sultan 1. Abdülhamit’in hayattayken kendi yaptırdığı türbesi, barok üslubun bir temsilcisi. 1780 yılında Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya yaptırılan türbede, birçok padişahın türbesinde görüldüğü üzere içi kuşak yazısında Mülk Sûresi yer alıyor. Celi sülüs yazıların tamamı, Hattat Mehmed Emin Efendi’ye ait. Türbenin iç bezemelerinde, siyah rengin ağırlıkta olduğu barok ve rokoko üslupları göze çarpıyor. Türbede Sultan 1. Abdülhamit’in yanı sıra oğlu Sultan 4. Mustafa da medfun.

Söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz dönemde İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü’nü vekâleten yürüten Ayasofya Müzesi Müdürü Hayrullah Cengiz, türbelerin bakım hizmetlerinin, İstanbul Türbeler Müzesi Müdürlüğü tarafından yapıldığını, bunun yanında Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) arasında yapılan protokolle İBB’nin, türbelerin bakımına çok büyük katkı sağladığını da sözlerine ekliyor. Ayrıca başkan yardımcılığını yürüttüğü ve kısa adı TÜRÇEK olan “Türbeler, Çeşmeler Taşınır ve Taşınmaz Kültür Varlıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği”nin de gayretiyle başta padişah türbeleri olmak üzere İstanbul’daki 120’ye yakın türbenin mümkün mertebe açık tutmaya çalışıldığını vurguluyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 25 İNDİR

Bu yazı 35 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK