Sergi

Madame Tussauds İstanbul ile Ünlüler Dünyasına Hoş Geldiniz!

  • #


Yazı: Fatma Buğdaycı

250 yıllık tarihe sahip, dünyaca ünlü balmumu müzesi Madame Tussauds’nun İstanbul merkezinde tarih, kültür-sanat, bilim, müzik, spor, sinema ve eğlence dünyasından isimlerin balmumu heykelleri görenlerde hayranlık uyandırıyor. Londra’daki stüdyoda birebir ölçü ve görünümde hazırlanan balmumu figürler arasında Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmed, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Zeki Müren, Arda Turan, Kıvanç Tatlıtuğ, Adile Naşit, Barış Manço, Brad Pitt, Lionel Messi, Mona Lisa, Madonna gibi Türk ve dünya yıldızlarından oluşan pek çok isim bulunuyor. Her bir figürün karakterine uygun bir konsept ile sergilendiği müzenin sloganı ise “Yıldızlara yakın ol!”

Hep merak ederiz beğendiğimiz, sevdiğimiz ünlü birinin hayatını, bir gününü nasıl geçirdiğini. Günümüzde bu merakımızı televizyondan, gazetelerden, sosyal medya kanallarından giderebiliyoruz ama eski dönemleri düşünün bir de... İsimler var, ancak kime-neye benzediği, ne giydiğine dair hakkında bir malumatınız olmadığı gibi halk ile üst tabaka diye adlandırılan kesim arasında bir bağ, bağlantı yolu yok. Bu yüzden de Osmanlı’nın saray ve çevresindekiler, Avrupa’daki burjuvaziler, Hindistan’ın kast sistemindeki varnaların yaşam tarzları halkta hep bir merak uyandırmış.

Bundan yüzyıllar önce heykeltıraş Madame Tussauds ise Fransa’da ilk kez soylular ve halk arasındaki o köprüyü, yaptığı balmumu heykelleri ile kurmuş. Çünkü o, figürlerini aristokrasiden seçmiş. Daha önce üst sınıfa mensup birini görmeyen halk, Tussauds’nun heykelleriyle bu fırsatı yakalamış. Öyle ki bir sosyo-kültürel boyutu da olan ‘soylu’ balmumu heykellerini görenler saçlarını onlarınki gibi taramış, onlar gibi giyinmiş. Açtığı sergilerle özellikle Fransız İhtilali yıllarında büyük yankı uyandıran sanatçının ölümünün ardından ise tanınmış kişilerin balmumu heykellerinin yapımı gelenek haline gelip, bir müzede toplanmış.

2007 yılından itibaren de dünyanın farklı ülkelerinde açılan Madame Tussauds Balmumu Müzeleri’nde sergilenmeye başlayan sanat eserleri, bugün merkezi Londra’da bulunan Merlin Magic Making (MMM) isimli stüdyoda profesyonel heykeltıraşlar, portre sanatçıları, kostüm ve saç tasarımcılarından oluşan geniş bir ekip tarafından yapılıyor. Sanatçının geleneksel tekniğine bağlı kalınarak dünya yıldızlarıyla ülke bazlı üretilen balmumu heykellerinin her birinin tasarımı ve yapımında büyük emekler veriliyor. Türkiye’de de merkezi bulunan müzedeki eserlerde gerçeklik payını arttırmak amacıyla insan kılından elde edilmiş saç, sakal, kaş ve kirpikler kullanılıyor, özel bir teknik uygulanarak gözlere parlaklık kazandırılıyor.

Tarih, kültür-sanat, bilim, müzik, spor, sinema ve popüler kültür bölümlerinden oluşan Madame Tussauds İstanbul’u, PR Koordinatörü Pelin Özbay ile dolaştık. Kendisinden müze ile ilgili detaylı bilgi aldık. Bitmiş haliyle Londra’dan gelen figürlerle ilgilenen ekibin müdürü Aslı Canan Yılmazsoy ile tanışarak, balmumu heykellerin temizliği, bakımı ve restorasyon süreçlerine dair konuştuk.


Tussauds’nun Heykelleri Fransız İhtilali’nin Başrolünde

Madame Tussauds Balmumu Müzeleri’nin geçmişi Marie’nin hayatının etrafında şekillendiği için tarihin en çarpıcı anlarına tanıklık eden bu sıra dışı kadının öyküsüne bakalım öncelikle. Madame Tussauds, gerçek adıyla Marie Grosholtz, 1761 yılında Strasbourg’da doğar. Annesi, tanınmış bir heykeltıraş olan Doktor Phillippe Curtius’un gündelikçisidir. Ev sahibi Curtius kısa bir zamanda Marie’nin yeteneğinin farkına varır ve balmumu heykeltıraşlığını kendisine öğretir. İlk eseri, 17 yaşında modellediği dönemin ünlü yazarlarından Voltaire’dir. Ünü her geçen gün yayılan Marie, 20 yaşına geldiğinde ise Versailles Sarayı’nda kraliyet ailesinin yanında çalışmaya başlayarak, Kral 16. Louis ve Kraliçe Marie Antoinette’in heykellerini yapar.

Marie’nin balmumu heykelleri Fransız İhtilali’nin başrolündedir. Çünkü reform çağrısıyla Palais Royal’de toplanan kalabalığın önünde iki reform yanlısının balmumundan yapılmış kafaları, sırıklara geçirilmiş şekilde durur. Bu kafalar ihtilalci kalabalık tarafından Dr. Curtius’un sergisinden alınmıştır. Protestocular kafaları kaldırmayı reddedince, kralın orduları kalabalığa ateş açar. Bu olay da ihtilalin resmi başlangıcı sayılır. Kargaşa dolu günlerde Marie ve annesinin tahta olan bağlılıkları sorgulanarak, hapse atılır. Sanatsal yeteneği nedeniyle serbest bırakılan sanatçıdan ihtilalde boynu vurulan muhafızların -pek çoğu da arkadaşıdır- balmumu kafalarını yapması istenir. Daha önce balmumu heykellerini yaptığı isimlerin bu kez de ölüm maskelerini yapmakla görevlendirilir.

Sıkıntılı günlerin ardından Dr. Curtius’un yanına geri dönen Marie, 1795 yılında François Tussauds ile evlenerek Madame Tussauds ismini alır. 1801 yılında ise dönemin en önemli isimlerinden Napolyon’un büstünü yapar.

Devrimin sona ermesinin ardından ölen ustası, balmumu sergisini Marie’ye miras bırakır. İhtilal hükümetiyle yönetilen Fransa’da kadınların yasal hakları sınırlı olduğu için sergiyi elinde tutma mücadelesi veren Tussauds, Londra’ya taşınır ve burada büyük bir başarı yakalar. Çünkü ihtilale dair bilgiler sadece duyumlarla sınırlıdır ve halk balmumu heykeller sayesinde ihtilalin baş aktörlerini görsel olarak tanır. Böylece Madame Tussauds’nun sergisi daha da çarpıcı ve merak uyandırır hale gelir. Sanatçı, 33 yıl boyunca heykelleriyle gezici sergiler açarak Britanya’yı köşe bucak gezer.

İngiltere, 1803’te Fransa’yla savaşa girince de bu kez Londra’dan ayrılıp Edinburgh’a yerleşen Tussauds’nun 1850 yılında zatürreden hayatını kaybetmesiyle mirası oğulları Joseph ve Francis’e kalır. Onlar da annelerinin anısını yaşatarak ilk Madame Tussauds Müzesi’ni, Londra’da açar. Bu müze, 1925 büyük Londra yangını ve 1940’taki II. Dünya Savaşı hava saldırılarında büyük hasar görse de dört kuşak boyunca nesilden nesile aktarılır. Londra’da hâlâ sanatçıdan günümüze ulaşmış pek çok mektup, çizim, fotoğraf arşivi bulunduğu söylenir. Paha biçilmez teçhizatlar, giysiler, dünyanın en ünlü isimlerinin ölçüleri ve çizimlerinin bu arşivde yer aldığı bilinir.

2007’de telif haklarını alan Merlin Entertainments, Londra’nın ardından Amsterdam, Las Vegas, Hong Kong, New York, Tokyo, Sidney, Tokyo, Pekin, Singapur gibi farklı ülke ve şehirlerde “Yıldızlara yakın ol!” sloganıyla Tussauds müzelerini açar. Madame Tussauds’nun 21. merkezi de İstanbul’da bulunuyor.

Müze, Tarihi Liderlerle Başlıyor

PR Koordinatörü Pelin Özbay’ın eşliğinde gezdiğimiz Madame Tussauds İstanbul, İstiklal Caddesi’nde bulunan Grand Pera’da yer alıyor. Müze girişinde şehrin simgelerinden olan minyatür kırmızı bir tramvay karşılıyor bizi. Biraz ötesinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk, üçüncü kez cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandığı 1931 yılındaki halini yansıtan tasarımıyla duruyor. Az ilerisinde ise Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmed, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile Osmanlı’nın baş mimarı Mimar Sinan yer alıyor.

Özbay, figürlerle ilgili şu bilgileri veriyor: “Tarihi liderler bölümünde Topkapı Sarayı Müzesi ile koordinasyon halinde çalışıldı. Sergilenen her bir figürün duruşu, fiziksel özellikleri, kıyafet ve aksesuarları en ince detayına kadar araştırma grubu tarafından özenle tasarlandı. Müze arşivindeki görsel ve tarihi bilgiler tarandı. Fatih Sultan Mehmed’in balmumu heykeli saraydaki ‘Gül Koklayan Fatih’ portresinden esinlenilerek çalışıldı. Hz. Mevlana’nın hazırlık sürecinde aile bireyleriyle temasa geçildi ve 22. kuşak torunundan vücut ölçüleri alındı. Tasarımlarda en çok zorlanılan konu ise kostüm oldu. Modern dokuma olanaklarıyla dönemin desen ve dokumasını yansıtabilmek adına Osmanlı-İtalyan ipek ile kadifeleri kullanılarak orijinale en yakın kumaşlar hazırlandı. Tüm bu tasarım sürecinde tarihi figürlerin güçlü kimliği ile karizması doğru yansıtılmaya çalışıldı.”

Osmanlı esintileri taşıyan müzik dinletisiyle geçtiğimiz bu bölümden sonra karşımıza edebiyatımızın güçlü kalemi Yaşar Kemal çıkıyor. Karşılıklı iki berjerle sıcak bir sohbet ortamı yaratılan kısımda “Figürümüzü bugün stüdyoda dinlendiriyoruz.” yazısı yazıyor. Özbay’dan öğreniyoruz ki, Yaşar Kemal’in balmumu heykeli; yüzü, saçı, makyajı ve kıyafetlerinin yenilenmesi için stüdyoda bakıma alınmış. Figür için yazarın 1990’lı yıllardaki görünümü referans alınarak, ailenin işbirliği ve onayıyla çalışılmış. Beğenerek ve çok sık giydiği kostümü ile gözlüğü, eşi Ayşe Semiha Balaban tarafından müzeye hediye edilmiş.


Türk ve Dünya Yıldızları Tek Çatı Altında

Madame Tussauds İstanbul’da kültür-sanat alanına doğru ilerlerken, 510 yıl sonra ilk kez müzede bir araya gelen Leonardo da Vinci ile ünlü tablosu Mona Lisa’yı görüyoruz. Geçici süreliğine Amsterdam’daki müzeden gelen Mona Lisa’nın, müzede elleri balmumundan yapılmış tek çalışma olduğunu öğreniyoruz. Özbay, “Tussauds’nun heykelleri ile ilk açılan müzelerdeki figürlerin tamamı balmumundan yapılmasına karşın günümüzde el ve bedende buna en yakın malzeme olan fiberglass kullanılıyor. Balmumu insan gerçekliğini doğru yansıtan muhteşem bir malzeme ancak beden ve el üretimlerinde çok kuvvetli değil. Burası tamamen insanlara açık bir yer olduğu için dayanıklılık ön planda olmalı. Sarılıp dokunduğunuzda, kucakladığınızda figür en az zararı almalı.” diye konuşuyor.

Tam karşımızda elinde notalarla Mozart, onun hemen yanında kütüphanenin önünde duran Einstein’ın bulunduğu bilim insanları bölümünde dolaşırken teknoloji dünyasından bir isimle, Steve Jobs ile göz göze geliyoruz. Bu noktada dekorların figürlere özel oluşturulduğundan söz eden Özbay, “Uluslararası isimler için yurt dışında hazırlanan dekorlar veya onların benzerleri geliyor. Lokaller içinse müze yetkilileri, aileler veya yasal varislerin önerileriyle hazırlanıyor.” diyor.

Madame Tussauds İstanbul’da, dekorun yanı sıra ziyaretçilerin anı ölümsüzleştirdikleri fotoğraf çekimlerinde kullanmaları amacıyla peruk, ceket, şapka, gözlük vs. gibi aksesuarlar da düşünülmüş diye aklımızdan geçirirken üstünde genç bir kadının olduğu kocaman maket bir uçağın önünde durduğumuzu fark ediyoruz. Bu, dünyanın ilk kadın savaş uçağı pilotu Sabiha Gökçen’den başkası değil. Gökçen’in figürü, Türk Hava Kurumu ile yapılan işbirliği sonucu profesyonel pilot kıyafeti ile kendi fotoğraf albümü referans alınarak tasarlanmış.

Madame Tussauds’nun sakinlerinden sırayı sinemamızın “Hafize Ana”sı yani Adile Naşit alıyor. Elinde kahve tepsisi, üzerinde mavi hademe önlüğü olan heykelin yapım ve onay sürecinde Naşit’in yeğeni, tiyatro sanatçısı Naşit Özcan destek olmuş. Sinema bölümünün ön girişi olan bu kısımda Türk sinemasının tarihine ilişkin yayınlanan belgesel gözümüze takılırken, ev sahibesinin de orada olduğunu fark ediyoruz. Limbo moda şapkasıyla köşede duran Madame Tussauds’nun hemen ötesinde ise bambaşka bir dünyaya kapı açılıyor; spor bölümü. Burada kimler yok ki! Kırmızı boks eldivenleriyle efsanevi boksör Muhammed Ali, NBA’li basketbolcu Hidayet Türkoğlu, Rus tenisçi Maria Sharapova, İspanyol tenisçi Rafael Nadal, su altı dalışta dünya rekortmeni Yasemin Dalkılıç ile futbolcular Arda Turan, Neymar ve Lionel Messi.

MFÖ Eurovision Sahnesinde, Barış Manço 20’li Yaşlarda

Ve geliyoruz müzik bölümüne. Sanat güneşimiz Zeki Müren’i görünce dilimize dolanan “Dertli gönüllere giren işte benim Zeki Müren” adlı şarkıyı mırıldanarak geçtiğimiz alanda yerli-yabancı pek çok isim bulunuyor. Michael Jackson, Madonna, Barış Manço, Neşet Ertaş bunlardan sadece birkaçı.

Koordinatör Özbay, mini bir konser sahnesinin önünde duran Mazhar, Fuat, Özkan kısa adıyla MFÖ grubunun balmumu heykelleriyle ilgili detaylar veriyor: “MFÖ grubu 1985 yılında katıldıkları Eurovision sahne görüntüleriyle ziyaretçilerimizi karşılıyor. Kıyafetler için o dönem sanatçılarla çalışan terzi bulundu, aynı beyaz takım elbiseler diktirildi. Şapkaları yapan firmaya da sipariş verildi, özel olarak yaptırıldı. Barış Manço’nun yasal varisleri ise sanatçının Kurtulan Ekspres yaşlarındaki haliyle müzede yer almasını istedi. Manço ile özdeşleşen pelerin, kemer ve yüzük detaylarıyla da esere görsel zenginlik katıldı.”

Müzik bölümünde Justin Bieber, Beyonce, Rihanna, Bob Marley’i de geçtikten sonra sinema dünyasına hızlı bir giriş yapıyoruz. Müzede her biri farklı bir köşeye yerleştirilmiş, şıklıklarıyla göz kamaştıran bölümde şu yıldızlar yer alıyor: Jennifer Lawrence, Audrey Hepburn, Marilyn Monroe, yönetmen Steven Spielberg, Van Diesel, Tom Cruise, film karakterlerinden E.T., Shrek ile Anduin Lothar, Kıvanç Tatlıtuğ, Leonardo DiCaprio, Tolga Çevik, Demet Akbağ, Johnny Deep, Beren Saat, Kerem Bürsin, Brad Pitt, David-Viktoria Beckham, Julia Roberts ve Angelina Jolie.

Önce Kilden Kalıplar Çıkartılıyor

Yıldızlara bu kadar yakın olduğumuz Tussauds’nun heykellerinin nasıl yapıldığına değinelim istiyoruz biraz da. Koordinatör, ilk aşamanın detaylı ölçü alma ve fotoğraflama safhası olduğunu belirterek başlıyor anlatmaya: “Figürü yapılacak kişinin en ince detayına kadar yüzlerce ölçüsü alınıyor ve hangi pozuna istinaden figürüne hayat verilecekse, ünlü o pozdayken 250-300 farklı açıdan fotoğraflanıyor. Kişinin ten, göz, saç rengi vb. tüm detayların belirlendiği yaklaşık 3 saati bulan çekimler ünlü isim ya da stüdyo sanatçılarının tercihi doğrultusunda Londra’da ya da figürü yapılacak kişinin bulunduğu yerde gerçekleştiriliyor.

Özbay, sitting adı verilen aşamanın tamamlanmasının ardından heykeltıraş tarafından figürün kalıbının çıkarıldığını aktararak şunları söylüyor: “Üç boyutlu modellemeyle ünlülerin maskı oluşturuluyor ve alınan ölçüler doğrultusunda kilden büstler yapılıyor. Bu işlemde ortalama 150 kilogram kil kullanılıyor. Buradan da kalıp çıkarma işlemine geçiliyor. Kaliteli bir alçı kullanılarak kişinin başının parçalı kalıbı çıkartılıyor. Bu, sonrasında balmumu ve Japon balmumu karışımının döküleceği kil yüzeyin kopyasını oluşturuyor.” Balmumu heykellerin yapım aşamasına bir parantez açarak, parçalı baş kalıplarının çok dayanıklı olmasından dolayı Londra’daki stüdyonun elinde 200 yıl öncesinden kalma kalıpların olduğunu söyleyen Özbay, istenildiğinde bu kalıpların tekrar tekrar kullanılabileceğini belirtiyor.

Kilden çıkartılan ve boyayla renklendirilen kalıplara 74 derecede eritilmiş balmumu döküldüğünü ifade eden koordinatör, balmumunun 1,5 santimlik kalınlığa ulaşması ve sertleşmesi için soğumaya bırakıldığını aktarıyor. Soğumanın ardından ise kalıbın parçaları balmumundan dikkatli bir şekilde ayrılıp, aralardaki birleşme yerlerinden kaynaklanan çıkıntılar heykeltıraş tarafından temizlenerek baş, göz ve diş yerleri için farklı uygulamalara geçiliyor.

Balmumu heykellerin saç, makyaj ve kılık-kıyafet aşamalarını ise Resim-Heykel Stüdyosu Müdürü Aslı Canan Yılmazsoy ile konuştuk. Uzman bir ekip tarafından saç ve kaşların gerçek insan kılından tek tek ekilerek figüre uygun saç modelinin oluşturulduğunu söyleyen Yılmazsoy, diş ve gözler içinse gerçeğe en yakın görüntüyü verecek birtakım materyaller seçildiğini dile getirerek, “Figürlerin göz rengi Madame Tussauds’nun dünya üzerindeki bütün göz renklerini içeren geniş göz rengi tasarım skalası esas alınarak belirleniyor. Kılcal damarlar özel bir teknikle boyanıyor, çizgiler tek tek elle işleniyor.” diyor.

Yılmazsoy, saç stilistleri tarafından yaklaşık 6 hafta süren saç takma işleminden sonra ise devreye makyaj ekibinin girdiğini belirtiyor ve ekliyor: “Sahici bir ten renginin oluşturulması için yirmi farklı renk kullanılıyor. Ten rengine yarı saydamlık ve gerçekçi bir doku vermek amacıyla da yüz kısmında on kat yağlı boya kullanılıyor. Her bir çil, ben, kırışıklık, gamze gibi detaylara çok dikkat ediliyor.”

Madame Tussauds’nun balmumu heykellerindeki son aşama ise kıyafet ve aksesuarlar seçimi. Figürlerden Yaşar Kemal, Beren Saat, Neşet Ertaş, Kıvanç Tatlıtuğ, Kerem Bursin gibi bazı ünlülerin kıyafetleri kendilerine ait iken, Arda Turan ve Hidayet Türkoğlu gibi sporcular da orijinal formalarını hibe etmiş. Tarihi liderler, bilim insanları, sinema ile müzik bölümünde yer verilen isimlerden bazılarının kostümleri de Londra stüdyosunun moda ofisinde birebir kopya olacak şekilde hazırlanmış. Örneğin Zeki Müren’in kostümü 1968 yılında çekilen bir fotoğraf esas alınarak tasarlanmış. Müren’in yasal mirasçıları Mehmetçik Vakfı ile Türk Eğitim Vakfı’nın desteğiyle kostümün orijinali Londra’ya gönderilmiş. Kostüm böylece stüdyonun moda ekibi tarafından tekrar dikilmiş.

Dünya serbest dalış rekortmeni Yasemin Dalkılıç’ın kostümü içinse Miami’de yaşayan sporcu ile iletişime geçen Londra ofisi dalış kıyafetinin bir kopyasını hazırlatmış. Ekip, sporcunun rekorlarında su altı basıncını ölçtüğü ve ona özel üretilen “Go Yas” saati için de üretici firmayla iletişime geçerek, bir tane daha üretilmesi sağlanmış.


Figürler Yerel Stüdyoya Emanet

Madame Tussauds’yu diğer müzelerden ayıran temel özellik; sergilenen figürlerle ziyaretçilerin direkt bir diyalog içerisinde olması. Camekânların arkasında olmayan figürlerin arasında dolaşırken Bob Marley’in Jamaika şapkasının, Mozart’ın peruğunun veya Michael Jackson’ın ceketinin benzerlerini kullanarak poz verebilirsiniz. Onlara dokunabilir, sarılabilirsiniz. Ancak bu iletişim onların her daim zarar görebileceği anlamını da taşıyor.

Balmumu heykelleri her ne kadar Londra’daki ana stüdyoda yapılsa da her şehirdeki müzenin kendi içinde bir de resim-heykel stüdyosu var. Stüdyonun ana görevi, küratöryal süreç ile balmumu heykellerin bakımını, restorasyonunu ve temizliğini yapmak. Madame Tussauds İstanbul’da da tüm bu süreçleri takip eden 3 kişilik bir ekip bulunuyor. Resim-Heykel Stüdyosu Müdürü Aslı Canan Yılmazsoy’la stüdyoda neler yapıldığını konuştuğumuzda, öncelikli işlerinin merkezdeki tüm figürlerin en iyi şekilde görünmelerini sağlamak olduğunu söylüyor. Balmumunun hassaslığı sebebiyle figürlerin küçük bir tırnak izinden bile yara alabildiğini ifade eden Yılmazsoy, ekip olarak güne çok erken başladıklarından söz ediyor.

“Sabahları müzenin açılış saatine kadar tüm figürleri tek tek kontrol ediyoruz. Duruşlarından kıyafetlerine, aksesuarlarından saçlarına, ten, doku ve renklerinden bakışlarına kadar her ayrıntıya dikkat ederek ayakkabıların boyaya ihtiyacı varsa boyuyoruz, gözlüklerin camlarını siliyoruz, kıyafetlerini iplik rulosu ile temizliyoruz.” şeklinde konuşan stüdyo müdürü, her figürün ayrı detayları barındırdığını söyleyerek, “İnandırıcılığını korumak adına Beyonce, Victoria Beckham, Angelina Jolie ve Julia Roberts gibi figürlerin saç stilleri kusursuz görünmek zorundayken, Einstein, Micheal Jackson ve Nadal’ın saçları biraz dağınık görünmeli.” örneğini veriyor.

Müzedeki eserlerin günlük kontrollerinin yanı sıra hiçbir zarar görmemesi durumunda bile ortalama iki ayda bir genel bakımdan geçiyor. Tüm balmumu heykellerde makyaj malzemesi olarak yağlı boya kullanıldığı için boyalarda zamanla solma, silinme, parlama veya lekelenme gibi durumlar yaşanabiliyor. Bu tarz olaylarda ana stüdyonun verdiği talimatlar gereğince birtakım işlemler uyguladıklarını anlatan Yılmazsoy, “Sıfırdan bir beden yapmasak bile insanların en fazla temas ettikleri eller, parmaklar kırılabiliyor, zarar görebiliyor. Bakım, giydirme ve styling kurallarına uyarak renk paletlerine göre restorasyonlar yapıyoruz.” diyor. Yılmazsoy ve ekibi figürlerin saçlarını tarama, kıyafetlerini düzeltme ve temizleme, makyajlarını tazeleme, gerekirse yeniden yapma sorumluluklarının yanı sıra yeni gelen bir figürün nereye konacağı, hangi dekorla sergileneceği, onunla ilgili ne tür bir bilgi metninin yer alacağına da karar veriyor.

Gerçekçilik esasının devamını sağlamak adına yaşayan figürlerin hayatlarını takip ettiklerini, bazen figürlerin kostümlerinde değişiklik gerektiren durumlarla karşılaşabildiklerini dile getiren stüdyo müdürü bunu verdiği şu örneklerle açıklıyor: “Barcelona takımında oynayan Neymar, Paris Saint-Germain’e transfer olduğunda figüre yeni takım forması ile kramponunu temin ettik. Yine müzenin kuruluş aşamasında Brad Pitt-Angelina Jolie çifti ayrıldı. Figürler yapılırken yan yanaydı ve evlilik yüzükleri mevcuttu. Biz de onları burada ayırıp, yüzüklerini çıkarmak zorunda kaldık. Bazen de figür yeni bir dövme yaptırıyor veya sildirebiliyor. Ne yapacağımıza karar verip uyguluyoruz ya da uygulamıyoruz.”

Figürlerde kaş, saç ve kirpiklerin gerçek insan saçından oluştuğunu daha önce söylemiştik. Londra’da olan tüm malzemelerin lokal stüdyonun da temin etme zorunluluğu olduğuna değinen Yılmazsoy, idareten bile olsa insan kılı olmayan bir kirpiği kullanamadıklarını belirtirken, bunu figüre yapaylık katmama ve kaliteyi bozmamak adına yaptıklarının altını çiziyor. Kişinin imajına zarar gelmesini önlemenin, işlerinin bir parçası olduğuna değinen stüdyo müdürü, “Tanınmış isimler gönüllülük esasına göre figürlerini yaptırdıkları için styling bizim önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Mesela Beyonce’nin çorabı kaçtığında kıyafetini tamamlayan aynı çoraptan günlerce aradık en sonunda da yurt dışında bulduk.” diyor.

Styling Figürün Konumunu Belirliyor

Madame Tussauds’nun balmumu heykellerinden lokal olanlar her müzeye özel olarak üretiliyor. Zaman içinde müzelerin sayısı arttıkça da sadece uluslararası üne sahip kişiler çeşitli versiyonlarda tekrar tekrar çalışılabiliyor. Figürün müzede hangi alanda yer alacağını styling belirliyor. Örneğin; David Beckham spor alanında duracaksa formalı, eğlence alanında konumlanacaksa şık bir takım elbiseli haliyle tasarlanıyor. “Müzelerde her lokal yer için denge yaratılıyor. Londra’daki ana stüdyo tarafından herkesin bildiği isimler çalışılırken, ziyaretçiler haklı olarak yerel ünlülerini de görmek istiyor.” diyen Yılmazsoy, müze açılmadan önce yapılan pazar araştırmaları konusuna değiniyor.

İstanbul’daki merkezin kamuoyu araştırması açılışından 3 yıl önce başlamış. Popülerlik araştırmasının ardından insanların en çok görmek istediği isimler listelenerek ilk 55 figür belirlenmiş. Sanatçıların menajerleri ya da yasal temsilcileriyle bağlantıya geçilerek figür yapım süreci işlemiş. Koleksiyona her yıl dâhil edilen yeni figürler de yine gelen talepler doğrultusunda çalışılmış.

Tussauds’nun yeni misafirleri yapılan lansmanlarla duyurulurken, “Çeşitlilik ile tüm kesimlere hitap etmek istiyoruz.” diyen Yılmazsoy’a hayatta olmayan figürler için nasıl bir süreç yürütüldüğünü de sorduk. Çalışılacak olan isim belirlendikten sonra ailesi, yasal varisleri, ilgili müze, dernek vb. pek çok kişi ve kurumla görüşülüp araştırma yapıldığını söyleyen stüdyo müdürü, figüre ait gerek görsel gerekse yazılı arşivlerde uzun ve detaylı bir araştırma yapıldığını ifade ediyor. Yılmazsoy, yine figürün hangi döneminin modelleneceğine de ilgili kişi veya kurumun karar verdiğini aktarıyor. Figür üretim süreci ünlülerle yahut temsilcileriyle iletişim halinde geçen balmumu eserlerin oluşturulması ise en az 12 hafta sürüyor.

Madame Tussauds İstanbul’un, sanat ve eğlenceyi bir araya getiren bir merkez olduğundan söz eden Yılmazsoy, “Sokakta yürürken bir ünlü ile karşılaşmanız çok olası. Ancak Einstein’ı göremezsiniz, Mozart ile fotoğraf çektiremezsiniz, Yaşar Kemal’in karşısındaki koltuğa geçip de gözlerinin içine bakarak sohbet etmeniz mümkün değil. Bu yönüyle birebir ölçeklerde üretilen, cam fanusların arkasında olmayan balmumu heykellerle biraz da olmazı olduruyoruz.” diyor ve müzeyi özel kılan bu ayrıntıya da değinerek sözlerini noktalıyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 25 İNDİR

Bu yazı 37 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK