Kurşun Kalem Oyma Sanatı

Kalemin Ucunda Sanat Var!

  • #


Yazı: Hümâ Buğdaycı

Ülkemizde çok fazla bilinmeyen “kurşun kalem oyma sanatı”nı ustalıkla işleyen bir ismi konuk ettik bu kez sayfamıza. Adı Nihat Özcan. Sosyal medyada gördüğü fotoğraf ve videolardan etkilenerek başlamış sanatına. Evinin bir köşesini kendine çalışma alanı olarak dizayn eden Özcan, kurşun kalemlere, çıplak gözle milimetrik ölçülerde çeşitli figür ve harfler işliyor. Sanatı için gerekli olan tek şeyin bir kurşun kalem, bir bıçak ve bir spot lambası olduğunu söyleyen Özcan, sanatına tutku ile bağlandığını da belirtmeden geçmiyor.

El Sanatları Dergimizin yeni sayısında sizlerle son yıllarda adını yeni yeni duymaya başladığımız bir sanat dalı ve bu sanat dalıyla uğraşan bir ismi tanıştırmak istiyoruz. Adı bazı kaynaklarda “grafit işleme”, bazılarında “kurşun kalem minyatür heykel”, bazılarında ise “kurşun kalem oyma sanatı” gibi çeşitli tamlamalarla anılan bu sanat dalında neşter, eğe, iğne gibi kesici aletler kullanılarak kömür uçlu kurşun kalemlerden minik heykeller yapılıyor.

İlk kez Brezilyalı sanatçı Dalton Ghetti’nin hayatımıza kattığı modern sanatlar kategorisinde yer alan bu sanat dalının ortaya çıkışından söz etmek gerekirse de Ghetti, aslında bir marangoz ustasıdır. Sanatkâr, henüz çocuk yaşlarda iken tıraş bıçağı ve çakı kullanarak büyük objeler oymaya başlar. 1986 yılından itibaren de bitki ve böceklere ilgisinden dolayı küçük canlıların figürlerini yapmaya karar verir. Amacı, insanların dikkatini küçük şeylere çekmektir, çünkü ona göre küçük olan daha güzeldir. Bu sebeple Ghetti, çıplak gözle görebileceği küçüklükte oymalar yapar. Bir gün, eline aldığı kalemin kurşun kısmının pürüzsüz dokusunu keşfeder ve çalışmalarını bu yöne kaydırır. Kullandığı çoğu kalemi de sokaklardan toplar. Bu işi bir nevi geri dönüşüm projesi olarak düşünüp, onlara değişik formlarda tekrar hayat vermekten mutluluk duyar. Kalemlerin her birini sanat eserine dönüştüren grafit işleme üstadı, sanatını sabır ve özveri gerektiren bir meditasyon şekli olarak yorumlar.

Dünyada bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az temsilcisi bulunan kurşun kalem oyma sanatını ülkemizde de sayılı birkaç usta icra ediyor. O isimlerden biri olan Nihat Özcan ile kurşun kalem ucuna işlediği milimetrik sanatını konuştuk.

Sanatın Minimize Yönü Ustayı Etkiler

Nihat Özcan 30 yaşında ve halen inşaat sektöründe dış cephe alanında danışmanlık yapıyor. Makine teknikerliğinden mezun olan Özcan, aynı zamanda Haliç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde öğrenci. Küçük yaşlardan bu yana tadilat-tamirat işlerine meraklı biri olduğunu öğrendiğimiz Özcan, “Evimize usta girmez, diyebilenlerdenim.” şeklinde konuşuyor.

Kurşun kalem ile tanışana kadar işinden arta kalan zamanlarda farklı el işleriyle uğraşan usta, grafit işleme sanatıyla tanışma hikâyesini şöyle anlatıyor: “Yurt dışında bu sanatı icra eden sanatçılardan birinin eser fotoğrafını görmemle başladı maceram. Kim yapmış, nasıl yapmış araştırması yaparken, çalışmanın sahibini buldum. Yaklaşık 4 yıldır bu sanatla ilgilenen Rus bir sanatçıydı. Bugün Amerika’da iki, Rusya’da bir, Kosova ve Uzakdoğu ile ülkemizde bir ya da iki ismin uğraştığı bu alanda neler üretildiğine dair bir fikrim oluştu.”


Özcan, ilk olarak Galata Kulesi’nin iki boyutlu bir çalışmasını yaparak başlar bu sanata. 6 milimetrelik bir kesitte arkalı önlü görünür halde kulenin siluetini işleyen usta, çalışmanın arka planında çok fazla araştırma yaptığını söylüyor. Türkiye’de bu işle uğraşan kimseyi bulamayınca yurt dışındaki isimlerin resimlerini incelediğini, videolarını izlediğini ve deneme-yanılma yöntemiyle ilk çalışmasına başladığını ifade eden Özcan, “Bu alana girebilmek çok zor ve uzun bir süreçti. Çünkü faydalanabileceğim bir kaynak yoktu. Ben de yurt dışındaki kişilerle iletişime geçtim. Ne tür kalemleri seçiyorlar, hangi özelliklere sahipler, işlem sırasında alet olarak ne kullanıyorlar vs. gibi birtakım bilgiler edindim.” diye konuşuyor.

Hem el alışkanlığı yaratmak hem de pratik yapmak için sonrasında iki boyutlu çalışmalar yerine üç boyutlu yazılara başlayan Özcan, acemiliğini, yoğunlaştığı bu harfler sayesinde atar. Harflerin boşluk kısımlarını da açarak arka kısımlarını da görünür hale getirir. Arkalı önlü gibi görünen yazılar çalışır. Bir ileri seviyeye geçerek düşey-yatay çalışmalar yapar, kabartmalar çalışır. Yazıda harflerin birleşim noktalarına göre modeller belirler. Usta, tüm bu yenilikleri deneme yanılma yöntemiyle uygular.

Grafit işlemede sanatın minimize edilmesinden çok etkilendiğini dile getiren usta, ayrıca tamamı elle oyulan minyatür figür ve harflerin imkânsız gibi görünmesinin kendisini cezbeden taraf olduğunu anlatıyor. “Bir kurşun kalemin ucundaki heykel nasıl yapılabilir bu düşünce beni kendine bağladı. Yapım gereği de zor olanı başarmak bana ayrı bir keyif veriyor. Bisiklete binip rampa yukarı sürmek gibi bir deliliğim var.” diyen Özcan, tüm bu sebeplerin yanı sıra sınırlarının olmamasının sanatının en güzel yönü olduğunu ifade ediyor.

Usta, uygun kesit ve modeli kurguladıktan sonra arzu ettiği her şeyin somut halinin yorum ekleyerek kurşun kaleme uyarlanabileceğini söylüyor. Eserlerini portre, yazı ve figür olarak 3 kategoriye ayıran Özcan, çalışmalardan bazı örnekler sıralıyor: Çapa, sandalye, balyoz, fermuar, kuru kafa, kilit-zincir halkası- kalp, tavşan, Türk bayrağı, lokomotif, savaş topu, 4 ve 2 kollu burgu, kılıç, Eyfel Kulesi, balon-3 peri bacası, iç içe geçmiş kalp, vida, sonsuzluk işareti, anahtar, vav harfi, çeşitli isim-soyisimler, Atatürk ve Zübeyde Hanım büstü…

“Dirseklerinizi Koyduğunuz Her Yerde Çalışabilirsiniz”

Çalışmalarını evinde kurduğu atölyesinde sürdüren Özcan, bugüne kadar 100’ün üzerinde kalem işlediğini, kırdığı, beğenmediği bunun için de paylaşmadıklarının bu sayının çok üstünde olduğunu ifade ediyor. Sanatını icra edebilmek için büyük bir alana ihtiyaç olmadığını dile getiren kurşun kalem oyma sanatının usta ismi, “Dirseklerinizi koyduğunuz her yerde çalışabilirsiniz. Bir kurşun kalem, bir bıçak ve bir spot lambası tek malzemeniz. Bunları nereye taşırsanız orada devam edebilirsiniz.” diyor.

Sanatta bugün geldiği noktada ilk kişisel sergisini açan bizim de bu vasıtayla bir araya geldiğimiz Özcan, yaşadığı bir andan, gördüğü bir nesneden veya bir fotoğraf karesinden etkilenip kalem ucunda bir esere başlayabildiğini anlatırken, ileride planladığı seri çalışmalar ile ilgili bazı bilgileri bizimle paylaşıyor:

“Uzun bir listem var, bu liste üzerinden yürüyorum. Daha çok insanların ilgisini çekebilecek figürleri işlemeye çalışsam da mesela klasik arabaları çok çalışmak istiyorum. Kalemin ucunda 1950 modelden günümüze kadar gelen belli bir markanın öne çıkan modelleri şeklinde de olabilir, yatay bir çalışma üzerinde birden fazla arabanın yan yana dizilmiş hali de. Yine bir başka düşüncem de en az 10 santimetre çapında özel bir kalem ürettirip, üzerine bir şehir de işlemek. İstanbul Boğazı’nı, Haliç’i, mimaride öne çıkan yapıları, kulelerini, yalılarını, camilerini kaleme kazıyabilirim.”

Ortaya koyduğu sanat eserlerinden etkilenip bu sanatı öğrenmek isteyen kişilerden söz eden usta, kafa yoran herkesin grafit işleme sanatında ürün ortaya koyabileceğine de değiniyor. Sanata meyilli olanların çizim yeteneğinden öte, 3 boyutlu düşünebilme becerisine sahip olması gerektiğinin önemine değinen Özcan, her şeyin bir kutuyu alıp, 360 derece çevirip bunun arkasında ne olduğunu hayal etmesiyle başladığına vurgu yapıyor. Makine Teknikerliği Bölümü'nden mezun olduğundan kendisi için bu geçişin kolay olduğunu hatırlatan usta, şu anda düşündüğü her şeyi 3 boyutlu hayal edip, istediği ölçüde minimize edebildiğini ifade ediyor.


Kurşun Kademeli Çıkartılır

Kurşun kalem oyma sanatıyla ilgili bu uzun sohbetimizden sonra, geliyoruz ustanın bir esere nasıl başladığına ve o eseri yaptığına. Süreci bir isim çalışması üzerinden anlatmaya başlayan Özcan, ilk etapta ne yapılacağı konusunda net olunması gerektiğinin önemine dikkat çekiyor. Yazının düşey mi, yoksa yatay mı yazılacağına -figürse figürün duruşuna- karar verildikten sonra ikinci seçenek olarak ona uygun kesitte kurşun kalemin seçilmesi gerektiğini belirten usta, bu ikisini bir araya getirdikten sonra sıranın diğer tarafta duran bıçağı kullanmaya geldiğini belirtiyor.

Sanatın 3 boyutlu düşünmeyi gerektirmesinden dolayı birtakım egzersizlere başvuran Özcan konu ile alakalı şunları söylüyor: “Bazı yapıları modelleyebilmek için oyun hamuru ile daha büyük ölçekte şekillendiriyorum. Ya da 3 boyutlu bir figürse bunu bir kartondan yapıp 3 boyutlu halini görme ihtiyacı duyuyorum. Mesela İstanbul Levent’te bulunan ‘Kristal Kule’ binasını oyun hamuru ile modelledim. Çünkü o ilk bakışta çözebilecek bir proje değil, iki baklava diliminin asimetrik vaziyette sırt sırta yapışması aslında.”

Projeyi her haliyle kafasında oturttuktan sonra kurşun kalemin ağaç kısmını bir bıçak yardımıyla açarak ilerleyen Özcan, burada dikkat edilmesi gereken noktanın kurşunun tamamının çıkartılmaması olduğunu söylüyor. Çünkü kurşunu koruyan kısmın ağaç olduğunu belirten usta, bu şekilde kırılmaların da önüne geçilebileceğini ifade ediyor.

Özcan’ın belirttiğine göre, kurşun kalem oyma sanatında eğer bir yazı yazılacaksa en üstten başlamak lazım. Mesela Nihat yazarken ilk etapta kurşuna N harfi işlenir. Yazının uzunluğunu, harf yüksekliği ve kalınlığını ustası belirler. Dolayısıyla da sadece N harfi için gerekli alan açılır. İşlem tamamlandıktan sonra ikinci ve diğer harflerin yolunu açmak için de aynı işlemler tekrarlanır. Yatay bir çalışma ise eğer bu defa kelimenin sonundan başlanır. İlk olarak T harfinin kazınacağı alan açılarak geriye doğru ilerlenir. Figürde de yukarıdan aşağıya doğru kalemin kırılganlığı göz önünde bulundurularak dikkatlice çalışma sürdürülür.

“İşi Minimize Etmek Zorlaştırmak Oluyor”

Nihat Özcan’a grafit işlemede ne tür kalemler kullandığına dair yönelttiğimiz bir soruya karşılık şu cevabı alıyoruz: “Eskiz, grafiti ve resim yapılan yurt dışından sipariş üzerine getirttiğim kalemleri kullanıyorum. Benim için iç kesitlerinin kalın olması önemli olan. Mukavemeti daha yüksek ve sert olduğu için ilk tercihim dikdörtgen, silindirik, kare, 6 köşe çeşitleri olan HB ile B grubu kalemler. B kalemlerin 2B, 4B, 8B gibi türleri var ancak sayı yükseldikçe kalem yumuşuyor. Bunlarla çalışmak mümkün ama kırılganlıkları fazla ve dış etkenlere karşı daha hassas. Aynı hassaslık boya kalemleri için de geçerli.”

Oymalarda el aleti olarak sayılan tüm araç-gereçleri kullandığını söyleyen usta bunun için de neşter, saat eğeleri, törpü, zımpara kâğıdı, iğne, cımbız ve kendinin ürettiği mekanik uçlu bir takım aletlerin yanı sıra ana kalem olarak kretuar bıçağının sayılabileceğini aktarıyor. Kurşun kalemin hammaddesinin grafiti denilen bir kömür türü olduğunu hatırlatan Özcan, işlem sırasında motorlu bir alet veya herhangi bir mekanizma kullanılmadığını da belirtiyor.

Yazımızın başlığını yazarken ‘kalem ucunda’ dedik ancak ustanın kalemlerin orta kesitlerine yaptığı eserleri de mevcut. Tümünün tasarımı kendisine ait. Kurşun kalem oyma sanatının araba kullanmayı öğretir gibi bir tekniği olmadığını söyleyen Özcan, “Yapacağım figürü en güzel hangi kısımda gösterebilirim ya da maksimum ne kadar küçülterek o figürü oturtabilirimin yorumu bana kalıyor. Kalemin uç kısmındaki kömüre düşey ya da yatay figür işlemek de mümkün, bir tünel açarak içerisinden lokomotifi çıkartmak da. Kalemin gövdesinde bir pencere açarak kurşununa kalp kazımak da. Yahut kurşunla başladığın figürü ağaç üzerinde devam ettirmek de. Seçeneklerin fazla olması malzemenin güzelliğinden kaynaklı bir durum.” diyor. 0.5 milimetreden 1 santimetreye kadar üretilen kurşun kalemlere figür veya yazı çalışmaları için ön araştırma yaparak ölçeklendiren Özcan, özellikle bazı yapılarda ölçeklendirmenin çok elzem olduğunu söylüyor. Örneğin 170 metrelik bir kuleyi 1/100 bin ölçeğine indirgeyerek 17 milimetreye çeken usta, objenin hangi kesitte işleneceğine de yine kendi karar veriyor.


“6 milimetre üzerinde yaptığım zincir modelini bir sonraki seviyede daha da minimize edip 4 milimetrede çalışıyorum. Grafit işlemede her şey keyfî. Zoru başarmak istiyorsam 2 milim, kolay olsun diyorsam 1 santimetreye işlerim. Kısacası işi minimize etmek zorlaştırmak oluyor.” şeklinde konuşan Özcan, çalışmaların yapım süresinin ise değişiklik gösterdiğini belirterek, İtalyan ressam Modigliani’nin ‘Tête’ heykeli için planı, projesi, tasarımı ile beraber yaklaşık iki ay, 6 milimetre kesitteki zinciri içinse yaklaşık üç ay uğraştığını aktarıyor.

Her üründen tek bir çalışma yapmayı tercih eden usta, çalışmaların arka arkaya devam eden versiyonlarının yapılabileceğini ama işin esprisini aynı kesitte birebirini değil, biraz daha minimize edilmiş halini yapma olarak açıklıyor.

Sanat Paylaştıkça Güzelleşir

Kurşun kalem oyma sanatının usta ismine, figür-yazı-porte çalışmalarını işleme bakımından hangisinin daha kolay olduğunu da sorduk. Hepsinin ayrı bir keyfi olmakla birlikte farklı sıkıntılar barındırdığını ifade eden usta, sanatının hata kabul etmeyen bir yönü olduğuna vurgu yapıyor.

“Küçük bir dokunuş çalışmanın ne yazık ki çöp olmasına sebep olabiliyor. Böyle bir durumda başa dönmekten başka çareniz yok. Yazı çalışmaları bir nebze daha kolay gibi görünse de çok uzun sürüyor. Tek bir harf için bazen 10 bazen de 40 dakika uğraşıyorsunuz. İsim ve soyismin aynı anda çalışıldığını düşünün bir de.” diyen usta, portrelerle ilgili ise şunları aktarıyor: “Daha önce bahsettiğimiz yurt dışında grafit işleme sanatıyla ilgilenen isimler genellikle profesyonel mikroskoplarla çalışıyor. 0.5 milimlik mekanik uçlu bir kalemin ucuna 3 yüz kat büyütülerek işlenen Eyfel Kulesi silueti var. Dolayısıyla bunu benim çıplak gözle yapabilmem mümkün değil. Portrelerde de böyle. Çok fazla detay barındıran bir iş. Şu anki teknik eksiliğimden dolayı çok fazla girmemeye özen göstersem de arka planda devam eden çalışmalarım bulunuyor.”

Haftalarca belki de aylarca emek verdiği bir figürün son bir dokunuşta kırılması durumunda neler hissettiğini merak ettiğimiz Özcan, kalem oyma sanatına ilk başladığı zamanlarda bu durumun kendini az da olsa umutsuzluğa sürüklediğini belirtse de şimdi bir kahve molası verip tekrar işinin başına dönebildiğini ve baştan aldığını anlatıyor. Bunun hayatından eksilmeyecek bir durum olduğunu kabullendikten sonra kendi kendine bir yarışa girdiğini de dile getiren usta, “Eğer sabırlı bir yönün varsa ve pes etmiyorsan o yenildiğin noktayı tekrar tekrar denemek istiyorsun. Yeri geliyor beş çalışmayı çöpe atıyorsun ancak altıncıda başarıyorsun. Bazen de iş bitiyor ve taşırken kırabiliyor. Artık problem yok diyorum, yenisini yapıyorum.” diyor. Özcan bugüne kadar işlediği tüm kalemleri ise ya camlı bir resim çerçevesi içine ya da cam bir tüp içerisine sabitleyerek ömürlük hale getiriyor. Yine kırılan parçaları da saklama kutusunda muhafaza ediyor. Çıplak gözle mini objeler işlediği için aralıksız en fazla 2 saat çalışabildiğini söyleyen Özcan, kırılma noktalarına yaklaştıkça temposunu daha da düşürdüğünü belirtiyor. “Kritik yerlerde soğuk soğuk terliyorum, daha korkarak çalışıyorum ve daha sık ara veriyorum. Kalemi-bıçağı elimde bir taraftan pamuk gibi ama bir o kadar da sağlam tutuyorum ki dengeyi kurabileyim.” diyen usta, en küçük çalışmasının 2 milimetre kalem ucundaki Türk Lirası’nın logosu, en büyüğünün ise 3 santimetrelik bir kalem ucundaki Atatürk büstü olduğunu söylüyor.

Kurşun kalem oyma ustası Nihat Özcan, eserlerini gören insanların karşılarındaki objeyi gıpta ile izlediklerini görünce daha da hırslandığını söylüyor. “Sağlığım el verdikçe çalışmalarıma devam edeceğim. Kendi başıma geliştirdiğim yöntemlerimi ileride başkalarıyla paylaşmak, birikimimi aktarmak istiyorum. Belki ileride bir kitap bile yazabilirim.” diye konuşan usta, sanatın paylaştıkça güzelleştiğini düşünüyor.

Sanatını kimi zaman kelimelerle ifade edilemeyen pek çok duyguyu aktarmanın en güzel yolu olarak tanımlayan ve her duruma hazırlıklı olmak için çantasında sürekli kalem taşıyan Nihat Özcan, son olarak sözlerini sanatına tutku ile bağlı olduğunun altını çizerek noktalıyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 25 İNDİR

Bu yazı 50 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK